<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Selamun Aleykum</title>
        <description></description>
        <link>http://fiha.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sat, 07 Nov 2009 13:47:41 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>İblis'in Peygamber Efendimiz (SAV) İle Konuşması </title>
            <link>http://fiha.blogcu.com/iblis-in-peygamber-efendimiz-sav-ile-konusmasi_2894034.html</link>
            <guid>http://fiha.blogcu.com/iblis-in-peygamber-efendimiz-sav-ile-konusmasi_2894034.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;TABLE class=tborder2 id=post263996 cellSpacing=1 cellPadding=6 width=&quot;100%&quot; align=center border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD class=alt1 colSpan=15&gt;
&lt;P align=left&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD class=alt1 id=td_post_263996 colSpan=15&gt;
Seceret-ül Kevn'den&lt;BR&gt;(Muhîddin-i Arabî)&lt;BR&gt;îbni Abbas (R.A.) den naklen Muaz bin Cebel rivayet ediyor;&lt;BR&gt;Bir gün Rasulüllah (S.A.V.) Efendimiz Hz. Eyyüb El-Ensarî'nin evinde ashabı ile sohbet ederlerken, dışarıdan:&lt;BR&gt;- Ya Rasülullah! Görülecek, halledilecek bir işim var. Halli için içeriye girmeme müsaade buyurur musunuz? diye bir ses geldi. Bu sesi işiten Rasulüllah (S.A.V.) Efendimiz ashaba dönerek:&lt;BR&gt;- Bu sesin sahibinin kim olduğunu biliyor musunuz?&lt;BR&gt;- Allah ve Rasülü en iyi bilendir. Sesin sahibinin kim olduğunu bilmiyoruz ya Rasûlullah! dediler. Efendimiz:&lt;BR&gt;- O, melûn îblîs'tir Allah'ın laneti O'nun üzerine olsun, buyurunca&lt;BR&gt;Hz. Ömer (R.A.) hemen yerinden fırlayarak:&lt;BR&gt;-Ya Rasûlullah! izin veriniz. O'nu hemen öldüreyim, dedi.&lt;BR&gt;- Dur ya Ömer! Bilmez misin ki O'na belli hır vakte kadar mühlet verilmiştir. Buna kimse muktedir değildir. Öldürmeyi aklından çıkar, 
dedikten sonra şöyle buyurdu:&lt;BR&gt;- Kapıyı açın, gelsin. O, buraya gelmek için emir almıştır. Söyleyeceği sözleri iyice anlamaya çalışınız'.&lt;BR&gt;Rasûlüllah'ın izni üzerine açılan kapıdan melun îblîs içeri girdi. Gözleri yukarı doğru açılmış, kafası büyük bir fil kafası gibi, şaşı, köse bir ihtiyar görünümünde. îblîs:&lt;BR&gt;- Selam sana ya Muhammedi Selam size ey Peygamber ashabı! diye selam verdi. İblîs'in selamını kimse almadı. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:&lt;BR&gt;- Selam Allah'ındır ey mel'un! buyurarak, bize niçin geldin ya laîn? diye sordu.&lt;BR&gt;İblis:&lt;BR&gt;- Ben de buraya gelmekten çok rahatsız oldum. Allah-u Teala'nın, bir melekle; &quot;Habibim Muhammed'e (S.A.V.) zeliline bir şekilde gidecek ve insanları nasıl aldattığını anlatacaksın. Sana ne sorulursa doğru cevap vereceksin ş.. ( &lt;a href=&quot;http://fiha.blogcu.com/iblis-in-peygamber-efendimiz-sav-ile-konusmasi_2894034.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 10 May 2007 13:26:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sabun İle Deterjanın Farkı </title>
            <link>http://fiha.blogcu.com/sabun-ile-deterjanin-farki_2885557.html</link>
            <guid>http://fiha.blogcu.com/sabun-ile-deterjanin-farki_2885557.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Temizleme işi sanıldığı kadar basit değildir. Bir mendilin bile yıkanmasında hayli karışık kimyasal ve elektriksel olaylar olur. insanlar binlerce yıl temizlik işlerinde sabun kullandılar. Sabunun ana maddeleri de hep aynı kaldı. Her sabun bir alkali madde ile değişik türde bir yağın karışımıdır.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;BR&gt;Sabun suda çökelme yapar, lavaboda, küvette halka şeklinde lekeler bırakır. Sabunla yıkanan bardak ve tabaklarda lekeler oluşur. Sabunla yıkanmış giysiler ütülenilirlerken sarı lekeler meydana gelir. Sabunun bu olumsuz sonuçlarının sebebi, suda tabii olarak mevcut olan mineral ve asitlerle reaksiyona girince çözülmesi ve suyla akıp gitmesi zor moleküller oluşturmasıdır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sabun temizlemeyi sadece yumuşak sularla yapabilir. Kullanma suları ise kalsiyum ve magnezyum tuzları ihtiva eden sert sulardır. Sabun sert suda kesilir. Sert su sabunlanınca dokunmuş kumaşa sıkı sıkı yapışan bir birikinti bırakır. Böylece sabunun da bir kısmı bir işe yaramadan ziyan olmuş olur. Deterjanlar hem sert hem de yumuşak suda yıkama özelliğine sahiptirler. Deterjan kelimesi Latince temizlemek anlamına gelen 'detergere'den gelir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Deterjanın ortaya çıkışının temel sebebi ise sabunun temizlemedeki olumsuz Özelliği ve yetersizliği değildir. Sabun doğal olarak yağlardan hazırlanır. Bu insanın besin kaynağının yanlış bir şekilde tüketimi demektir. Sentetik deterjan ise petrolden ve kömürden yapılır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;1890'larda üzerinde çalışılmaya başlanılan deterjanların yoğun bir şekilde kullanımına II. Dünya Savaşı sırasında başlanılmıştır. Bu zamanlarda deterjana duyulan ihtiyaç temizlemedeki üstün özelliklerinden dolayı değil, sabun yapımında kullanılan yağların, askeri araç ve silahlarda yağlama yağı olarak kullanılmasına duyulan ihtiyaçtır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Deterjanın moleküler yapısı ve temizleme prensibi sabunla aynıdır. Sabun gibi kirleri, yağ lekelerini ve katı parçacıkları sökerek bunların suda asılı durumda tutulmalarını sağlar. Ancak deterjan sabunun yaptığı her işi yap.. ( &lt;a href=&quot;http://fiha.blogcu.com/sabun-ile-deterjanin-farki_2885557.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 09 May 2007 16:09:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kıssadan Hisse</title>
            <link>http://fiha.blogcu.com/kissadan-hisse_2728609.html</link>
            <guid>http://fiha.blogcu.com/kissadan-hisse_2728609.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;Eski zamanların birinde bir otlakta bir öküz sürüsü yaşarmış. Yaşarmış yaşamalarına ama, civardaki aslanlar bir türlü rahat bırakmazmış onları. Hemen her gün saldırırlarmış bu sürüye. Öküz dediğin öyle yabana atılır bir hayvan değil ki, bir araya toplandılar mı, kolayca def etmesini bilirlermiş o koca aslanları. Gerçi bir iki sıyrık alırlarmış ama... Yine de boyun eğmezlermiş aslanların zorbalığına. Gün geçtikçe aslanları almış bir kaygı. Ancak tavşan, fare gibi küçük hayvancıklarla beslenir olmuşlar. Gitgide güçten düşmüşler. Eee, aslan bu, hiç fareyle doyar mı? &lt;BR&gt;''Herhalde bize bu otlağı terk etmek düşüyor'' demiş aslanlardan birisi. ''Evet'' diye tasdik etmiş diğerleri. Nereye gideriz diye düşünürlerken ''bir dakika'' diye bir ses duymuşlar gerilerden. Herkes dönüp bakmış sesin geldiği tarafa. Sürünün en çelimsiz, ama kurnaz mı kurnaz bir ferdi olan Topal Aslan'mış söze atılan. ''Hayır'' demiş, ''hiçbir yere gitmiyoruz. Siz bana bırakın, ben hallederim bu işi.'' İnanmamış kimse ona, ama haydi bir şans verelim ne çıkar diye düşünmüşler. O da almış yanına bir iki aslan, gitmiş öküzlerin yanına. Beyaz bayrak çekmeyi de unutmamış. Öküzlerin lideri olan Boz Öküz başta olmak üzere, beş irikıyım öküz yaklaşmış onlara. Sormuşlar ne istediklerini. Topal Aslan başlamış konuşmaya. Bir yandan da Boz Öküz'ün sivri ve kocaman boynuzlarına bakıp ürperiyormuş. &lt;BR&gt;''Saygıdeğer öküz efendiler'' diye başlamış lafa. ''Bugün buraya sizden özür dilemek için geldik. Biliyorum sizleri çok defa incittik, kim bilir kaçınızda şu pençemin izi vardır. Ama inanınız bunların hiçbirini isteyerek yapmadık. Biliniz ki biz aslanlar barışçı bir milletiz. Hele öküzlerle hiçbir alıp veremediğimiz olamaz. Ancak evet size defalarca saldırdık, ama niye biliyor musunuz? Hep o sizin aranızdaki Sarı Öküz yüzünden. Onun.. ( &lt;a href=&quot;http://fiha.blogcu.com/kissadan-hisse_2728609.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 26 Apr 2007 15:36:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>siyah mercan ormanı</title>
            <link>http://fiha.blogcu.com/siyah-mercan-ormani_2649169.html</link>
            <guid>http://fiha.blogcu.com/siyah-mercan-ormani_2649169.html</guid> 
            <description>&lt;IMG src=&quot;http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0704/images/mercek/mercek.2.15.jpg&quot; border=1&gt; &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;
&lt;IMG height=14 alt=&quot;&quot; src=&quot;http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0704/images/shim(1).gif&quot; width=14 border=0&gt; 
&lt;P&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD id=featureMainContent vAlign=top width=493&gt;Olgun Orman &lt;BR&gt;Fotoğraf : Brian Skerry &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;
Wet Jacket Arm koruma alanında, 300 yıl yaşayabilen bir siyah mercan ormanı büyüyor. Biyolog Bill Ballantine, denizlerdeki değişimi ölçmenin bir yolu olarak Yeni Zelanda'daki koruma alanlarının bu ve benzeri harikalarla bir ölçüt oluşturduğunu söylüyor. Ballantine, böylece, &quot;sadece hayal etmek yerine, doğal olanın ne olduğunu bilebiliriz&quot; diyor. &lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TABLE&gt;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://fiha.blogcu.com/siyah-mercan-ormani_2649169.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 19 Apr 2007 14:52:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>deniz kalemi</title>
            <link>http://fiha.blogcu.com/deniz-kalemi_2649027.html</link>
            <guid>http://fiha.blogcu.com/deniz-kalemi_2649027.html</guid> 
            <description>&lt;IMG src=&quot;http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0704/images/mercek/mercek.2.14.jpg&quot; border=1&gt; &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;
&lt;IMG height=14 alt=&quot;&quot; src=&quot;http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0704/images/shim(1).gif&quot; width=14 border=0&gt; 
&lt;P&gt;
&lt;TABLE cellSpacing=0 cellPadding=0 border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD id=featureMainContent vAlign=top width=493&gt;Doğal İmar Düzenlemesi &lt;BR&gt;Fotoğraf : Brian Skerry &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;
Long Sound koruma alanında tanenle rengi koyulaşan su, ışığı önlüyor ve bu sığ sular, genellikle derin sularda bulunan deniz kalemleri ile mavi morinaya da ev sahipliği yapıyor. Rahatsız edildiğinde yeşilimsi bir ışık çıkaran deniz kalemi, içindeki sıvıyı boşaltarak soğan şeklindeki ayaklarının içine çekiliyor. &lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TABLE&gt;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://fiha.blogcu.com/deniz-kalemi_2649027.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 19 Apr 2007 14:44:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Mavi Cennet</title>
            <link>http://fiha.blogcu.com/mavi-cennet_2649003.html</link>
            <guid>http://fiha.blogcu.com/mavi-cennet_2649003.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;TABLE id=featureIntro cellSpacing=0 cellPadding=0 border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD class=featureIntro vAlign=center width=470 colSpan=2&gt;Yüksek teknolojili hasat yöntemleri ve savurgan yönetimler, dünya balık stoklarında tehlikeli düşüşlere yol açtı. Küresel balık krizini irdeleyen bu özel dosya, insan ile deniz arasında yepyeni bir ilişkinin şekillendirilmesi umuduyla kaleme alındı. Yeni Zelanda, dünyanın geri kalanına örnek olabilecek deniz koruma alanlarının ev sahibi.&lt;BR&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;
&lt;TR&gt;
&lt;TD vAlign=top width=493 colSpan=2&gt;&lt;IMG height=10 alt=&quot;&quot; src=&quot;http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0704/images/bg_feature_leadin_bot.gif&quot; width=493 border=0&gt;&lt;BR&gt;&lt;/TD&gt;&lt;/TR&gt;&lt;/TABLE&gt;
&lt;TABLE height=400 cellSpacing=0 cellPadding=0 bgColor=#ffffff border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD id=featureMainContent vAlign=top width=493 background=/ngm/images/bg_white.gif&gt;
&lt;P&gt;Bill Ballantine bir sigara daha sararken, 1977'de Yeni Zelanda'nın ilk deniz koruma alanı açıldığında, &quot;Keçi Adası Koyu'nda artık yapacak bir şey kalmadı&quot; diyen manşeti anımsayıp alaycı bir kahkaha atıyor. Kuzey Adası'nda, Northland olarak anılan bölgenin kıyılarında, beş kilometrekare büyüklükteki bir alanda deniz habitatını korumak için 12 yıl mücadele etmişti Ballantine. Ve nihayet söz konusu koruma sağlanmıştı. Bu, Ballantine için yeni bir dönemin başlangıcıydı. Karşıt görüşleri dile getiren yerel gazeteye göre ise, bir dönemin sonu... &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Tartışma konusu, koruma alanına getirilen dokunulmazlıktı. Bu bölge kesinlikle insan etkisi dışında kalacaktı. Bu da, artık olta balıkçılığı yok anlamına geliyordu. Zıpkınla avlanmak yok. Istakozu yuvasından çekip çıkarmak yok. Bir küme kaya istiridyesini yerinden söküp almak yok. Gazeteye göre, Yeni Zelandalı hiçbir kadın, erkek ve çocuğun da Keçi Adası'na gelmelerine değecek bir şey kalmamıştı. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Artı.. ( &lt;a href=&quot;http://fiha.blogcu.com/mavi-cennet_2649003.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 19 Apr 2007 14:41:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Mona Rosa</title>
            <link>http://fiha.blogcu.com/mona-rosa_2648732.html</link>
            <guid>http://fiha.blogcu.com/mona-rosa_2648732.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;Mona Rosa&amp;nbsp; siyah güller, ak güller&lt;BR&gt;Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak&lt;BR&gt;Kanadı kırık kuş merhamet ister&lt;BR&gt;Ah senin yüzünden kana batacak&lt;BR&gt;Mona Rosa siyah güller, ak güller&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ulur aya karşı kirli çakallar &lt;BR&gt;Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa&lt;BR&gt;Mona Rosa bugün ben de bir hal var&lt;BR&gt;Yağmur iğri iğri düşer toprağa&lt;BR&gt;Ulur aya karşı kirli çakallar&lt;BR&gt;&amp;nbsp; &lt;BR&gt;Açma pencereni perdeleri çek &lt;BR&gt;Mona Rosa seni görmemeliyim&lt;BR&gt;Bir bakışın&amp;nbsp; ölmem için yetecek &lt;BR&gt;Anla Mona Rosa ben bir deliyim&lt;BR&gt;Açma pencereni perdeleri çek &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Zeytin ağaçları söğüt gölgesi&lt;BR&gt;Ben de çıkar güneş aydınlığa&lt;BR&gt;Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi&lt;BR&gt;Seni hatırlatır her zaman bana&lt;BR&gt;Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Zambaklar en ıssız yerlerde açar &lt;BR&gt;Ve vardır her vahşi çiçekte gurur&lt;BR&gt;Bir mum ardında bekleyen rüzgar&lt;BR&gt;Işıksız ruhumu sallar da durur&lt;BR&gt;Zambaklar en ıssız yerlerde açar&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ellerin, ellerin ve parmakların &lt;BR&gt;Bir nar çiçeğini eziyor gibi&lt;BR&gt;Ellerinden belli olur bir kadın&lt;BR&gt;Denizin dibinde geziyor gibi&lt;BR&gt;Ellerin, ellerin ve parmakların &lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&lt;/STRONG&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;B&gt;Zaman ne de çabuk geçiyor Mona&lt;BR&gt;Saat on ikidir, söndü lambalar&lt;BR&gt;Uyu da turnalar girsin rüyana &lt;BR&gt;Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar&lt;BR&gt;Zaman ne de çabuk geçiyor Mona&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;B&gt;&lt;/B&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;B&gt;&lt;/B&gt;</description>
            <pubDate>Thu, 19 Apr 2007 14:20:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Zindandan Mehmed'e Mektup</title>
            <link>http://fiha.blogcu.com/zindandan-mehmed-e-mektup_1917638.html</link>
            <guid>http://fiha.blogcu.com/zindandan-mehmed-e-mektup_1917638.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;
&lt;TABLE borderColor=#111111 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=&quot;100%&quot; border=0&gt;

&lt;TR&gt;
&lt;TD align=left width=&quot;100%&quot;&gt;
&lt;P&gt;&lt;B&gt;Zindandan Mehmed'e Mektup&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Zindan iki hece, Mehmed'im lâfta! &lt;BR&gt;Baba katiliyle baban bir safta! &lt;BR&gt;Bir de, geri adam, boynunda yafta... &lt;BR&gt;Halimi düşünüp yanma Mehmed'im! &lt;BR&gt;Kavuşmak mı? .. Belki... Daha ölmedim! &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli, &lt;BR&gt;Kırmızı tuğlalar altı köşeli. &lt;BR&gt;Bu yol da tutuktur hapse düşeli... &lt;BR&gt;Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ne ayak dayanır buna, ne tırnak! &lt;BR&gt;Bir âlem ki, gökler boru içinde! &lt;BR&gt;Akıl, olmazların zoru içinde. &lt;BR&gt;Üstüste sorular soru içinde: &lt;BR&gt;Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu? &lt;BR&gt;Buradan insan mı çıkar, tabut mu? &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bir idamlık Ali vardı, asıldı; &lt;BR&gt;Kaydını düştüler, mühür basıldı. &lt;BR&gt;Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı. &lt;BR&gt;Ondan kalan, boynu bükük ve sefil; &lt;BR&gt;Bahçeye diktiği üç beş karanfil... &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Müdür bey dert dinler, bugün 'maruzât'! &lt;BR&gt;Çatık kaş.. Hükûmet dedikleri zat... &lt;BR&gt;Beni Allah tutmuş, kim eder azat? &lt;BR&gt;Anlamaz; yazısız, pulsuz, dilekçem... &lt;BR&gt;Anlamaz; ruhuma geçti bilekçem! &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil; &lt;BR&gt;Sayım var, maltada hizaya dizil! &lt;BR&gt;Tek yekûn içinde yazıl ve çizil! &lt;BR&gt;İnsanlar zindanda birer kemmiyet; &lt;BR&gt;Urbalarla kemik, mintanlarla et. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;BR&gt;Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat; &lt;BR&gt;Zift dolu gözlerde karanlık kat kat... &lt;BR&gt;Yalnız seccâdemin yününde şefkat; &lt;BR&gt;Beni kimsecikler okşamaz mâdem; &lt;BR&gt;Öp beni alnımdan, sen öp seccâdem! &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan! &lt;BR&gt;Dakika düşelim, senelik paydan! &lt;BR&gt;Zindanda dakika farksızdır aydan. &lt;BR&gt;Karıştır çayını zaman erisin; &lt;BR&gt;Köpük köpük, duman duman erisin! &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Peykeler, duvara mıhlı peykeler; &lt;BR&gt;Duvarda, başlardan, yağlı lekeler, &lt;BR&gt;Gömülmüş duvara.. ( &lt;a href=&quot;http://fiha.blogcu.com/zindandan-mehmed-e-mektup_1917638.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 06 Feb 2007 15:39:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Küresel Isınma</title>
            <link>http://fiha.blogcu.com/kuresel-isinma_1836483.html</link>
            <guid>http://fiha.blogcu.com/kuresel-isinma_1836483.html</guid> 
            <description>&lt;H1 class=firstHeading&gt;Küresel ısınma&lt;/H1&gt;


&lt;A class=internal title=&quot;1856-2004 arası küresel ortalama yüzey sıcaklığı&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:Instrumental_Temperature_Record.png&quot;&gt;&lt;IMG class=thumbimage height=186 alt=&quot;1856-2004 arası küresel ortalama yüzey sıcaklığı&quot; src=&quot;http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/f/f4/Instrumental_Temperature_Record.png/250px-Instrumental_Temperature_Record.png&quot; width=250 longDesc=/wiki/Resim:Instrumental_Temperature_Record.png&gt;&lt;/A&gt; 

&lt;A class=internal title=Büyüt href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:Instrumental_Temperature_Record.png&quot;&gt;&lt;IMG height=11 alt=&quot;&quot; src=&quot;http://tr.wikipedia.org/skins-1.5/common/images/magnify-clip.png&quot; width=15&gt;&lt;/A&gt;1856-2004 arası küresel ortalama yüzey sıcaklığı
&lt;P&gt;&lt;B&gt;Küresel ısınma&lt;/B&gt;, &lt;A title=Dünya href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnya&quot;&gt;dünya&lt;/A&gt; &lt;A title=Atmosfer href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Atmosfer&quot;&gt;atmosferi&lt;/A&gt; ve &lt;A title=Okyanus href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/Okyanus&quot;&gt;okyanuslar&lt;/A&gt;ının ortalama sıcaklıklarında belirlenen artış için kullanılan bir terimdir. Bu olay son 50 yıldır iyice saptanabilir duruma gelmiş ve önem kazanmıştır.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;A title=Dünya href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnya&quot;&gt;Dünya&lt;/A&gt;'nın atmosfere yakın yüzeyinin ortalama sıcaklığı &lt;A title=&quot;20. yüzyıl&quot; href=&quot;http://tr.wikipedia.org/wiki/20._y%C3%BCzy%C4%B1l&quot;&gt;20. yüzyılda&lt;/A&gt; 0.6 (± 0.2)°C artmıştır. İklim değişimi üzerindeki yaygın bilimsel görüş, &quot;son 50 yılda sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde farkedilebilir etkiler oluşturduğu&quot; yönündedir &lt;A title=http://www.grida.no/climate/ipcc_tar/wg1/007.htm href=&quot;http://www.grida.no/climate/ipcc_tar/wg1/007.htm&quot; rel=nofollow&gt;[1]&lt;/A&gt;.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Küresel ısınmaya, atmosferde artan </description>
            <pubDate>Sat, 27 Jan 2007 16:13:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Benden Size Çiçeklerin En Güzeli</title>
            <link>http://fiha.blogcu.com/benden-size-ciceklerin-en-guzeli_1813275.html</link>
            <guid>http://fiha.blogcu.com/benden-size-ciceklerin-en-guzeli_1813275.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;IMG id=Image3_img height=114 alt=&quot;Dilerim GÜLLER HEP ELLERİNİZDE AÇSIN&quot; src=&quot;http://photos1.blogger.com/x/blogger2/4264/867307144605644/150/209938/gse_multipart12277.gif&quot; width=110&gt; &lt;BR&gt;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://fiha.blogcu.com/benden-size-ciceklerin-en-guzeli_1813275.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 26 Jan 2007 16:23:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://fiha.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>